Aslında niyetim Bodrum’a gidip hazırlamaktı bu yazıyı; kendi çektiğim fotoğraflarla renklendirmekti.. Ama bu aralar giderim sandığım Bodrum gezisinin vakti biraz uzadı.. İşte bu yüzden, fazla bekletmemek adına Karia Prensesi ile ilgili kaynak araştırmaları sonucu ortaya çıkan yazıyı şimdi paylaşıyorum..

Deniz‘e..
1989 yılı Nisan ayında, Bodrum’da bir temel çalışması sırasında grayder bir taşa takılır. Neyle karşılaşıldığının anlaşılması uzun sürmeyecektir. Müze yetkililerinin söyledikleri bilgi bir anda çevreye yayılır: Bodrum’un girişinde bir mezar odası bulunmuştur. Olay yerine akın eden yüzlerce insanın merak dolu bakışları altında lahdin kapağı kaldırıldığında gözler önüne serilen görüntü herkesi etkiler. Sonsuz uykusuna çekilen mezar sahibi, başındaki meşe dalı ile yapraklarından oluşan altından tacı ve diğer takılarıyla göz alıcıdır. Onun bir kraliyet üyesi olduğunu düşünen arkeologlar, adını Karia Prensesi koyar..
Evet bu mezar odası içinde günümüze kadar hiç soyulmadan gelen bir lahit ortaya çıkarılmıştır. Mezar odasıyla lahit arasında siyah sırlı yonca ağızlı bir kap (Oinochoe) bulunmuştur. Üç kadeh (60 cc.) şarap alabilen bu sürahi, muhtemelen ölen kişinin en sevdiği kaptır. Lahit kapağı yüzlerce kişinin gözü önünde kaldırılmıştır. Oldukça iyi durumdaki bir iskeletle karşılaşılmıştır. Altın taç, iki altın kolye, altın elbise süsleri, üç yüzük ve iki bilezik bulunmuştur. Lahit buluntuları göz kamaştırıcı niteliktedir. Paleoantropologlarca kemikler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, iskeletin birden fazla doğum yapan bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır. Kadının 40 yaşlarında öldüğü sanılmaktadır. Buluntular, M.Ö. 360-325 yıllarına tarihlendirilmektedir. Ölü toprağının elenmesi sırasında fındık faresine ait kemikler bulunmuştur. Bu da Prenses’in son ziyaretçisinin lahde girdikten sonra çıkamayan bir fare olduğunu göstermektedir. “Karyalı Prenses” (ya da Karia Prensesi) diye adlandırdığımız bu soylu kişinin Hekatomnos sülalesinin bir üyesi olduğu sanılmaktadır. Karia Satrabı Maussolos, M.Ö. 355′te Mylasa (Milas) Labraunda kutsal kentinde bir şölen evi (Andron) yaptırmıştır. Prenses’in burada düzenlenen bayramlara katıldığı düşünülmektedir.
Karyali Prenses, Maussolos şölen evi benzeri bir salonda, lahit buluntuları ve yeniden canlandırılmış yüz görünümüyle sergilenmektedir. Yüz yapım işlemine kafatasının alçıdan kalıbı alınarak başlanır. Elde edilen alçı kalıp üzerindeki belirli noktalara iğne çubuklar batırılır. Bu çubuklar bulundukları noktalardaki yumuşak dokuların maksimum kalınlıklarını gösterir. Yüzün bütün özellikleri, kafatasının anatomik yapısına göre; kil ile önce kaslar, sonra bunun üzerine yumuşak dokular ve deri tek tek, adım adım kaplanarak portre tamamlanır. Daha sonra iskeletin ırksal özellikleri ile ilgili bilgiler değerlendirilerek; gözler, deri ve saç renklendirilir. Bu teknik kişinin gerçeğe yakın portresini verir.
Şölen evinde, Karyali Prenses altın süslemeli uçuşan elbisesiyle konukları karşılamakta, nedimesi yonca ağızlı sürahiden şarap sunmakta, lahdin başında tütsü yakılmakta ve bir zamanlar kutsallığına inanılan altın küpeli, kahin yılan balıkları, dönemine ait unutulmuş bir geleneği tekrar yaşatmaktadır.
Anadolu’da her yıl birçok kazı yapılmakta, yüzlerce mezar ortaya çıkarılmaktadır. Buluntular, yasayan müzecilik anlayışıyla çok az müzede değerlendirilmektedir. Dünya müzeciliğinde ilk defa, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Karyali Prenses Salonu’nda, ziyaretçiyi zaman tünelinden geçer gibi 2400 yıl önceye götürmekte ve tüm duyulara hitap ederek geçmişi yaşatmaktadır.
Kaynakça
http://www.thy.com/tr-TR/skylife
http://akyaka.org/tarih/bodrum.htm
Fotoğraf; http://www.bodrumrehberi.com
23 Responses to “Karia (Karya) Prensesi”

aLakaSiz oLcak ama ben papiruS keLimesini cok seviorum. Solerken ho$uma gidio acaip. ;P bakmiaLi baya yazmi$sin, geriden takip ediorum accik.
~Serra
Hehe Serra benimde çok hoşuma gidiyor
Yazdım hatta aşağılarda..
Takibin için sağol
Süper bir yazı… Yüzyıllar önce yaşamış birinin canlandırılması, gerçeğe yakın bir görüntü ile sunulması çok harika. Kimbilir belki bir gün bizi de bulur ve canlandırırlar…
Çok teşekkürler Renk; sen de benim gibisin
Ben de yıllar sonra bizi bulacaklar mı diye düşünüyorum zaman zaman.. Kim bilir belki de..
Sanırım yorumum silindi. Çok sinirlendim.. hehe.:)) Beni canlandırmasınlar dediydim ben. Korkuyom böyle, mezarlarla, ölülerle fazla oynaşmaya gelmez. Hele beni hiç rahatsız etmesinler. Fena çarparım.:)))
Aa vallahi ben silmedim İncegül’cüğüm..
Tüm kazılardaki mezar ekiplerini Allah korusun 
Haha, korkuyoruz biz de çarpılırız diye
Ama şimdi fena mı oluyor İncegül’cüğüm, bak bu Karia Prensesi’nin bulunması Alinda Antik Kenti’ne ışık tutuyor.. Geçmişle ilgili çok bilgi veriyor mezar buluntuları; kazmadan olmaz ki
Bir solukta okudum, tadi damagimda kaldi ustelik, daha birseyler bulur muyum diye nette bile dolandim
Ben muze gezmeye bayilirim, kendimi unutur, o eski alemlere dalarim, Bodrum`u tekrar kimbilir ne zaman gorurum ama gidersem bu Sualti muzesini gezmeden donmem kesin.
Eline saglik Bilun.
İlgine çook teşekkürler Cano’cuğum.. Müzeler zaman tüneli gibiler.. İnsan gezerken, o yıllarda zanneder kendini.. Çok çok severim ben de
Senin gibi eskilere dalar giderim..
Canım birkaç gündür pcde sorun vardı.. Ancak girebildim. Ama senin yazılar oğlanın yanında oturup çabuk çabuk okunacak yazılar değil..
-Oturduğu sandalye şeklinide izah edecek nerdeyse (ömer)-
)
Sonra gelip uzun uzun okuyacağım inşallah.. Ama mezar kazıp rahatsız etmelerini sevmiyorum yahuu..
Yağmur Damlacığım ne zaman gelsen ben burdayım
Sıkma canını.. İstediğin zaman gel, oku.. Öptüm çok çok..
Bilun’cum Karia bulundugunu gunu hatirlayanlar arasindayim, ondan sonra da sabirsizlikla mumyalanmasinin bitmesini bekleyenler arasindaydim.
Cok tesekkurler bu yazi icin.
Ne güzel Sanem’ciğim ya ne büyük heyecandır dimi? Ben teşekkür ederim asıl.. Öptüm kocaman..
Çok teşekkür ederim. Sen birtaneciksin… Zaten müze gezmek, cam vitrinlerin içine girip o eşyaların, küçük aletlerin nasıl kullanıldığını hayal etmeyi çok severim, bir de Karya Prensesinin evinde (ev diyeyim ben sergi salonuna) onun takılarını görmek beni çok heyecanlandırmıştı. Giysisi, ve kişisel eşyalarıyla etlendirilen bu şahsiyet, insana gezilen kalenin, diğer bütün nesnelerin daha bir gerçek olduğunu hissettiriyor. Tekrar teşekkürler, sevgiler…
Ben teşekkür ederim Deniz’ciğim.. Evet, Karia Prensesi’nin bu şekilde canlandırılması etrafındakileri de aynı büyüye kaptırıyor ve bizi daha da büyülüyor.. Öptüm çok..
Guneydogu Anadolu gezisindeyken, köylulerin ellerinde sikkelerin oldugu ve gruba satabileceklerini, gruptanda bazilarinin bununla ilgilendigini duydugumda hem sinirlenmis hem de kizmistim…Anadolu’da keske tum kazilar, Karya Prensesinde ki gibi, sansli olsalardi.
Alp ve Ege’nin annesi, çok sinirleniyorum ben de bu tür takaslara.. Dediğin gibi.. keşke..
biluncuğum uzun bir aradan sonra merhaba…
yazıların bıraktığım lezzette
, mezarın kalabalık bir grup eşliğinde açılmasına şaşırdım ve keşke bende orada olsaydım diye hayıflandım,bodrum sualtını yıllar önce gezmiştim karya için yeniden görmeliyim ,
en kısa zamanda …
Periliköşk’cüğüm hoş geldin, özlettin vallahi..
İşlerini hallet, bi’an önce devam et yazmaya.. Karia Prensesi’ni bir de senden okumak çok güzel olur.. Umarım gider ve yazarsın bize..
eeee bune şimdi?
Tarih.. Geleceğine ışık tutacak olan geçmişin..
merhaba ben merve bu yazıyı çok sevdim teşkür bilgiler için
NİYE CEVAP YAZMIYOSUNUZ BEN BU SİTEYİ ÇOK SEVDİM SELAM HERKESE TARİHİNİ SEVENLERE
Merhaba Merve,
hoş geldin. Yorumuna çok teşekkürler. Senin gibi tarihine sahip çıkanlar olduğu sürece ben de hem çok mutlu oluyorum, hem de daha fazla bilgiyle dönmeye çalışıyorum.
Çok çok sevgiler..