Asklepios

Hitit sever Renkler’e.. 

Hitit tıbbının, araştırmacılarca çağdaşlarından geri kaldığı ileri sürülmektedir. Bugüne kadar kazılarla gün ışığına çıkarılan Hitit yazılı belgelerinden okunanlar arasında tıp ve hastalıklarla ilgili tabletlerin sayısı 22 adettir. Bu sınırlı bilgi ile birlikte hastalık ve salgınların Tanrı gazabı olduğu inancının varlığı, genelde tıbbi uygulamaların sihir ve büyü ile birlikte yürüdüğü, ilaç bilgisinin, kökü çok eskilere giden, otların kullanılması ile ilgili geleneklerden oluştuğu anlaşılıyor.

Hititler kırk kadar hastalığı tanıyorlardı. Bunlar metinlerde anlatılmaktadır. Hijyen konusunda dinsel törenler sırasında hem kralın hem de katılanların temiz olmasına özen göstermeleri ve yıkanmanın Ritus’un (tören uygulamaları) bir parçası olması, verilen önemi göstermektedir.

Kazılarda bulunan banyo odalarından, daha sonraları da, örn; M.Ö. 9. 8. yy.da Bayraklı’daki gibi yıkanmanın bir mekan ve yönteme bağlı yerleşik bir alışkanlık olduğu söylenebilir. Bunların yanı sıra tedavi gözleme, birikime, deneyime ve araştırmaya dayanan bir eylem olarak karşımıza çıkmıyor. En azından şimdiki bilgiler bunu gösteriyor. Hitit tıbbının, dinsel pratikleri ve inancı ağır basan Mezopotamya tıbbına benzediğini ileri sürebiliriz. Ancak kırık, çıkık, yaralanma gibi durumlarda ortopedik ve cerrahi yöntemlerle hastanın iyileştirilmesi yoluna gidiliyordu. Hemen tüm ülkelerde ve toplumlarda ilkel ilaç tedavisi yanında önce gelişen dal, cerrahi gibi görülüyor.  Hititler’de yasa metinlerine de cerrahi işlemlerin niteliği ve karşılığı geçmemiştir.

Hekimler arasında hiyerarşik bir sıra olduğu metinlerde görülüyor. GAL LU.MES A.ZU Hekimlerin büyüğü, LU A.ZU SAG baş hekim, LU A.ZU TUR küçük (asistan) hekim unvanları böyle bir sıralamanın örneğidir. Hititler’de tedavi için düşünülen ilaçların bir reçeteye göre verildiği anlaşılıyor. Reçete ve tabletlerin başında, biliniyorsa hastalığın adı, bilinmiyorsa semptomları ve hasta organlar belirtiliyor. Ondan sonra verilecek ilaçlar yazılıyor. Bu ilaçların hazırlanışı da ayrıca anlatılıyor.. 

Kaynak 

SERDAROĞLU, Ümit, Eskiçağ’da Tıp, İstanbul, 2002.

Fotoğraf; http://www.asklepios.com.tr/

8 Responses to “Hititler’de Tıp”

  1. Hititler, benim favorim:-) Bunu hatırladığını ve yazıyı o nedenle yazdığını tahmin ediyorum:-) Hititlilerin bir de kek ve peynir kalıpları var çok orjinal. Başka bir medeniyetle de karıştırıyor olabilirim. Kekleri bal kullanarak yapıyorlarmış. Kek kalıpları çok orjinal, süslü…

  2. Bilun Şen says:

    Biliyorum Renkler.. Ve evet tam da bu nedenle yazdım.. Dün gecenin bi’köründe yayınladığım için eklemeyi unutmuşum başına.. ‘Hitit sever Renkler’e’ ibaresini :) Şimdi ekleyeyim..
    Hititlerin tüm kapları çok güzel, haklısın Renkler..

  3. Okulda bunları da öğrenmiştik ama zamanla unutmuşum. Teşekkür ederim beni üniversite günlerime ve hocamız Bilal Ak’ın derslerine yolladın, ışınladın :) Hangi ders diyeceksin? Hastane Yönetim ve Organizasyon dersinde, biz tıbbın başlangıcını çeşitli ülkelerdeki gelişimlerini öğrenmiştik.

  4. Bilun Şen says:

    Ne güzel Deniz’ciğim benim.. Ben de burada her gün üniversite günlerime dönüyorum :D

  5. Keşke hiç kimse hasta olmasa. Keşke hiç tıbba ihtiyaç olmasa. Tıbbın başlangıcını bilmiyordum, bu bilgiler için sağol canım.:) Tıbbın başlangıcından bu yana, bu kadar gelişmiş olması da ayrıca güzel ama değil mi?:))

  6. Bilun Şen says:

    Evet İncegül’cüğüm, keşke hastalıklar, kayıplar olmasa.. Ama varsa da dediğin gibi, tıbbın bu kadar gelişmesi çok güzel..

Siz de yorum yazın