Aklımın bi’köşesinde kalmış, yazarım diye..

Yazın gazetelerde garip bir haberle karşılaştım. Kemer’de bulunan bir heykel grubu için halk, “kaldırılsın” diyor.. Fazla teşhirci ve müstehcen diye..

Kısa bir araştırmayla buluyorum konunun tamamını;

“Antalya’da Kemer Belediyesi’nin yaptırdığı ve Çınar Kavşağı’na yerleştirilen kadın ve erkek figürlü heykelin, ‘müstehcen’ olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını isteyen eski belediye başkanı imza toplayarak Kemer Kaymakamlığı’na başvurdu. Eski başkan Mehmet Gül, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, heykelin, genç kızların ahlakını ve ailelerin huzurunu bozduğunu iddia etti. Gül, yaklaşık 40 kişilik vatandaş grubunun kendisine gelerek şikayetlerini dile getirdiklerini söyledi. Kemer Belediye Başkanı Hasan Şeker ise, konuyla ilgili şunları söyledi: “Sanatçılara saygı gösteririm. Sonuçta bu bir metal. Dünyanın birçok yerinde bu şekilde heykeller var.” Heykeltıraşı Zafer Sarı’nın “Aşk Yağmuru” adlı eseri, Sarı’nın anlatımıyla, erkek eliyle kadını yüceltmeyi, sevgiyle dokunmayı, kadın ve erkeğin birbirini desteklemesini simgeliyor.”

Şimdi yıllar yıllar öncesine dönelim.. Knidos’un meşhur Aphrodite heykeli’ne.. Heykeltraşı Praksiteles. Oldukça cesur bir heykeltıraş. Zamanına büyük bir değişim getirmiş. Ne mi? İlk kez bir Tanrıça’yı çırılçıplak betimlemiş. Tabi tek cesaretli o değil, Knidosluların da bu konuda Praksiteles’ten aşağı kalır yanı yok..

Zamanında her kent kendi yapılarını, tapınaklarını diğerinden daha görkemli yaptırmak için birbirleriyle yarışırdı. Kos kenti, heykeltıraş Praksiteles’den Aphrodite Tapınağı’na konmak üzere bir yontu istemişti. Aynı günlerde Knidoslular da kendisinden bir Aphrodite yontusu talep etti. Praksiteles, Aphrodite’in iki ayrı yontusunu hazırladı. Biri giyinik, diğeri çıplaktı.

Koslular çıplak Aphrodite heykeli karşısında şok oldular ve giyinik olanı seçince, çıplak Aphrodite heykeli Knidoslulara kaldı. Alışılmamış bu çıplak tanrıça heykelini Kosluların tercih etmemesi, Knidosluların şansı olmuştu. Knidos’daki yontu kısa sürede büyük ün kazandı. Halikarnas Balıkçısı’nın tarif ettiği gibi çıplak Knidos Aphrodite’i, bu yerin üzerinde parlayan ay gibi, Knidos’un yalnızca bir heykeli değil, ruhu olmuştu.

Knidos Aphrodite’inin yapımı M.Ö. 4. yy.ın ortalarına tarihleniyor. O dönemlerde Knidoslular büyük bir refah içindeydi. Fakat M.Ö. 3. yy.ın sonlarına doğru bütçeleri sarsıldı ve birçok ulusa borçlandılar. İşte, bu zor günlerde zengin Bithynia Kralı Nikomedes bütün borçlarını kapatma karşılığında Praksiteles’in çıplak Aphrodite’ini vermelerini istedi. Knidoslular tarihlerinin bu en sıkıntılı dönemlerinde bile tüm zorluklara katlandı, ancak kentlerinin en ünlü heykelini elden çıkarmadı..

İki esere şöyle bir bakalım şimdi? İnanın Antik Çağ’da yapılmış, bugünün zihniyetiyle ‘müstehcen’ olarak adlandırılan eserden kat be kat ‘müstehcen’i var sanatın her alanında.. Derslerde slayt karşımıza çıktığında ne güldük, ne utandık ne de ayıpladık.. Orada sanat var.. Başka açıdan bakarak sanatı göz ardı etmenin ne alemi var? Ta o zamanda böyle bir ilk yaşayan insanoğlu, kendi kendini aşabilmiş.. Şimdi, sanat ayıplanırsa gelecek nesillere ne bırakırız sanat adına? Söylenecek o kadar çok şey var ama tüm kelimeler yetersiz..

Not: Praksiteles ve eserlerinden (dolayısıyla Knidoslu Aphrodite yontusundan) en yakın zamanda kapsamlı olarak bahsedeceğim. Bu sadece bir karşılaştırmaydı. Bu karşılaştırmayı okurken, sizden ricam konuyu karşılaştırın, heykelleri değil..

‘Aşk Yağmuru’ adlı eserle ilgili haber buradan alınmıştır.

143 Responses to “Aşk Yağmuru’nda Knidos Aphrodite’ine Rastlamak..”

  1. Deniz says:

    Yapanlar herşeyi yerli yerinde yapmış vaktinde ama müzelerimizde sağlam heykel bulma oranı % kaç sana bırakıyorum. Sağlam derken kolu başı değil, tahrip edilen kısımları kasdediyorum. Artık kim ne derse desin benim düşüncem, bundan böyle bu tür (aşk yağmuru) tepkilerin normal karşılanacağıdır. Sanatçıdan anladığımız 3-5 günlük popçular olduğu ve insanlarımızın sanatı gereksiz bir husus olarak nitelendirdiği sürece… Mevzubahis heykeli yerinde görmeden yorum yapamayacağım :)

  2. Bilun Şen says:

    Denizcim çok beğeniyorum yorumlarını.. Bir post da senden rica ediyorum :)
    Çok haklısın.. Müzelerde sağlam eser görmek zor. Şu sanatçı saptaman da gayet yerli yerinde olmuş.. :)
    Sanat keşke gereksiz olmasa.. :(

  3. Bir yanda kıtlık içinde sanatını satmayan Knidos bir yanda her fırsatta herşeyi gözden çıkaracak bizler . Fark bu, sanat gibi tüm değerlerimizi inancımızı kaybediyoruz. Çok güzel bir yazı olmuş.

  4. Bilun Şen says:

    Çok teşekkürler Çocuklaçocuk’cum..

  5. Vay be ne güzel yazmışsın yine Bilun’um meclisde hala heykel toplatsın Ankara’da ki hayret bir ülkeyiz ya!

  6. Bilun Şen says:

    Çok sağol Edoşum benim :)

  7. Knidos’luların Afrodit sevdası, kendini yarı Datca’lı olarak anmayı seven biri olarak, benim en sevdiğim hikayelerden biridir. Knidos ve Afrodit heykeli yazılarını merakla bekliyorum.
    Sevgiler…

  8. Bilun Şen says:

    Ayşegül, ne güzel..
    En yakın zamanda ;)
    Benden de bolca sevgiler..

  9. Hiiiii!!!! Nerde bu sayfanın (18+) yazısı. Vışşş hatuna bak üstünde entari yok. Öteki heykele ise hiçbirşey diyemiyorum. Dilim tutuldu. Sularım ben böyle sanatı.:)) Şeklinde düşünenler öyle çok ki.. umarım değişecek şeker…

  10. Bilun Şen says:

    İncegül :) Haha, çok tatlısın yahu :) Değişir inşallah ;)
    Öperim..

  11. ben elimde desen defteriyle meclise gitmiştim öğrencilik yıllarımda kapıdaki güvenlikler elimdeki deftere el koymuştu nü çizimler var diye e düşün artık gerisini,ne heykeli çizimine tahammül yok. nedense itiraz edenlerde hep erkekler!!!!süper bir konu..

  12. Bilun Şen says:

    Hadi ya? Hey Allahım ya :) Evet, nedense erkekler itiraz ediyor genelde.. Görüş açıları anlaşılıyor bi’bakıma bu sayede Figen’cim :)

Siz de yorum yazın