Arkeometri, yayımına 1958’de başlanan Oxford Üniversitesi’nde “Research Laboratory for Archaeology and History of Art”ın bülteninin ismi olarak bulunmuş bir kelimedir. Bu kelimenin ikinci kısmının arkaik olarak gösterilen anlamı (-metri: Grekçe meitron kelimesinden, “ölçme işlemi”, ölçü) arkeologlarla fizik ve tabii bilimciler arasında bir ortak yüzey temin etme konusunda arkeometrinin rolü ile anlam kazanmıştır. Kısaca, arkeometri, insanlığın kültür tarihini anlamada arkeologlara yardımcı olabilmek için antik eserlerin ve materyallerin pozitif bilim yöntemleriyle incelenmesidir.

Geçmiş yaşamı anlamaya ve yeniden kurmaya çalışan arkeolojiye doğru bilgi almasında yardım eden ve önemi giderek artan bir bilim dalı olan arkeometri, genel bir tanım olarak, arkeolojinin, doğa ve fen bilimleriyle bağlantısını kuran bir yöntemdir ve gelişimi de arkeolojiden çok doğa bilimlerinin gelişmesine bağlıdır.

Antik eserlerin nasıl, ne zaman, nerede, kimler tarafından ve ne için yaratıldığını anlayabilmek amacıyla arkeologlar çok çeşitli alanlardan uzman kişilerin yardımını istemektedirler. Birçok yardımcı bilimle birlikte çalışan arkeolojiyi doğa bilimlerine yaklaştıran da arkeometridir. Örneğin arkeologlar kazılarda buldukları organik maddelerin yaşını belirlemek için karbon 14 yöntemiyle tarihleme yaparlar. Bu yöntem doğrudan doğruya arkeologların kendi başlarına yapabileceğinden daha karmaşıktır.

Arkeometrinin işlevi ise, genel olarak, optik (hava fotoğrafı, fotogrametri vb.) ve jeofiziksel (rezistivite, elektrik sondası vb.) yöntemlerle ören yerlerinin saptanması; radyoaktif (karbon 14 vb.) ve radyoaktif olmayan (arkeomanyetizma, dendrokronoloji, palinoloji vb.) yöntemlerle yaş tayini ve mutlak tarihlendirme yapılması; bazı fiziksel yöntemlerle (optik mikroskobi, x-ışını floresansı, kızılötesi soğurma vb.) hammadde saptanması; paleoantropoloji, arkeobotanik, arkeozooloji, toprak analizleri, jeomorfolojik ve jeokronolojik yöntemlerle doğal çevre, biyolojik ortam ve nüfus gibi koşulların belirlenmesi; çeşitli kimyasal ve fiziksel analizlerle restorasyon ve konservasyon yapılmasında yardımcı olunması; matematiksel kümeleme ve serileme yöntemleriyle tipolojik sınıflandırmanın ve teknolojik düzeyin belirlenmesidir.

Önemli not: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi hocalarından, bilimsel tarihleme yöntemlerinin arkeoloji alanında kullanılmasına öncülük ederek “jeoarkeoloji” ve “arkeometri” alanlarında başlattığı çalışmalarla tanıdığımız büyük hoca Prof. Dr. Ufuk ESİN’i tam bir ay önce kaybettik. Ailesinin, öğrencilerinin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun. Onun çok yönlülüğüne ise aşağıdaki cümlesiyle tanık olalım.

“Ortak kimliğimiz ‘Kültürler Alaşımı’ dır. Türkiye’nin kültürel zenginliğinin sadece bir ‘mozaik’ değil, aynı zamanda ve daha ileri düzeyde bir ‘alaşım’ olduğunu, her türlü sosyal-kültürel ve ulusal gelişme ve kalkınma politikalarımızda, artık ‘temel tarihsel gerçek’ olarak tüm davranışlarımızın odağına yerleştirmeliyiz.”

Kaynak 1, 2

SALTUK, Secda, Arkeoloji Sözlüğü, İstanbul.

47 Responses to “Arkeometri ve Ufuk Esin”

  1. Harika bir söz. Bu ülke ‘Ne mozayiiği ülen!’ diyen politikacılar gördü ve onun kastettiği alaşım değildi maalesef…
    Şimdilerde medeniyetleri buluşturup kendi ülkesindeki insanları çatıştıranlar revaçta…
    Oysa Anadolu tarihini biraz kurcalasalar, belli bir döneme takılmadan, ne cevherler çıkaracaklar ama… Günü kurtarmanın peşinde herkes.

  2. Bilun Şen says:

    Evet sevgili Emrah, maalesef herkes kendi gününü kurtarmanın peşinde şimdilerde..
    Dediğin gibi Anadolu’da neler var neler..

  3. Deniz says:

    AaAAaa öğrendim arkeometriyi :) Artık arkeometrinin, bir ülkenin arkeoloji alanındaki ilerlemesi ölçen bir uzunluk birimi olmadığını anladım :) Teşekkürler.

  4. Bilun Şen says:

    :) Rica ederim Denizcim; çok tatlısın :)

Siz de yorum yazın