
Masal seven Cadı‘ya ithafen..
Çok eski zamanlarda, Artemis gibi bakire kalmaya ant içmiş, erkeklerden kaçan bir kız yaşarmış. Bu güzeller güzeli, ormanlarda tek başına dolaşmayı çok sever; ay ışığında avlanmak, vahşi hayvanları kovalamak ise en büyük eğlencesiymiş. Uzun dalgalı saçları olan bu kızın adı Daphne imiş.. Koştukça güzelim saçları rüzgârda savrulurmuş.
Günlerden bir gün Apollon Thessalia’da, kıyılarında ağaçlar olan Peneus ırmağı kenarında dolaşırken güzeller güzeli Daphne’yi görmüş.. Daphne yanına yaklaşan Apollon’u görür görmez ona sırtını döndüğü gibi göğün boşluğunda rüzgar gibi koşmaya başlamış.. Apollon ise peşinde, “düşmanın değilim, yalvarırım dur, peşinden koşturtan sana olan sevgimdir, ben Işık tanrısıyım, Zeus’un oğluyum” diyerek koşuyordu. Ama Apollon’un takibinden korkan güzeller güzeli Daphne, uçarcasına koşmaya devam ediyordu.. Ve o koşarken daha da güzelleşiyor, Apollon ona daha da aşık oluyordu..
Apollon bu, peri kızları kadar güzel Daphne’yi yakalamak arzusundaydı; ne olursa olsun onu yakalamalıydı.. Gittikçe yaklaştı Apollon, nefesi Daphne’nin saçlarına değdi.. Saçlarının kokusunu içine çekti..
Koşmaktan yorgun düşen Daphne, birden durup, toprağı kazmaya başladı. Kazarken de “ey toprak ana beni ört, kurtar beni” diye bağırıyordu.. Bunu o kadar yürekten istemişti ki Daphne, birden uzuvlarının odunlaştığını hissetti. Saçları, yapraklara; kolları, dallara dönüştü. Narin ayakları, kök olup, toprağın altına gömüldüler..
Apollon şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırdı. Peri kızına değil de bir ağacın gövdesine sarılmıştı.. Ama ağacın sert kabuklarının altında Daphne’nin kalbinin hala heyecanla çarptığını hissetti; “Daphne, bundan sonra sen Apollon’un kutsal ağacı Defne olacaksın.. Senin solmayan yaprakların benim saçlarımın çelengi olacak ve bütün kahramanlar, bilginler, şairler senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler..” demiş Apollon, defne ağacının sert kabuklarına sarılırken.. O bunları söylerken, Daphne gururla dallarını sallamış; ona hayranlık besleyen Tanrı Apollon’a teşekkür anlamında..
Kaynakça
CAN, Şefik, Klasik Yunan Mitolojisi.
ERHAT, Azra, Mitoloji Sözlüğü, 2001.
26 Responses to “Apollon’un Sonsuzlaşan Aşk’ı..”

biluncum günaydın. yine çok güzel bir hikaye paylaşmışsın canım. öpüyorum seni…:)))
Günaydın İncegül’cüm. Çok teşekkür ederim sana, ben de seni öpüyorum
yıllar önce” mitoloji efsaneleri” diye bir kitapta okumuştum bu hikayeyi.çok hoşuma gitmişti.büyüdük,masalları efsaneleri unuttuk gitti..
Hoş geldin Nenoni
Ben de çok severim bu mithosu.
Unuttuğunuz tüm efsaneleri hatırlatmaya çalışacağım Nenoni..
Sevgiler..
Vaaay, gerçekten çok güzelmiş! Ellerine sağlık;) Kızım olursa adını defne mi koysam acaba:)) Bu arada ben geldiiiiim:)))
Hoş geldin Cadıcım, özledik seni yahu
Çok teşekkür ederim..
Koy vallahi adını Defne, ucundan kıyısından ben de isim annesi olurum dimi?
canikom,öyle güzel tatlı bir teklifte bulunmuşsun ki. “Gelirim yardımına” diye. gözlerim doldu.
söylemen yeter,ben sana kıyamam hiç.
çok teşekkür ederim.:)
yakında döneceğimdir.:)
Ne demek Yağmur damlacım, gelirim tabi
Dön dön bekliyoruz seni.. Fazla yorma kendini..
Ben bu heykeli gordum Italya’da. Detaylari, dantel gibi islenmis yapraklari… Cok guzel.
http://www.elifsavas.com/blog
Ne güzel Elif, çok şanslısın..
Eskiden çok severdim mitolojik hikayeleri. Hatta sırf o yüzden arkeolog olmayı düşünüyordum
Hoş geldin Bebişin Annesi
Bence hala seviyorsun; ben anlattıkça daha da çok seveceksin hem de
Annemlerin evinde mitoloji sozlugu ve mitoloji hikayeleri kitabi vardi kocaman, cocukken benim hayal dunyami genisleten hikayelerdi onlar. Sonra univesitede kendime ait cok guzel bir mitoloji kitabim vardi, bir arkadas kaynak kitap olarak aldi onu ve bir daha da getirmedi, hala sinir olurum o kiza. Ben de saf miymisim ne?! Neyse, Daphne’nin oykusu cok guzel, paylas boyle guzel hikayeleri ne guzel!
Kitabına üzüldüm Açalya ama merak etme dediğin gibi paylaşmaya devam edeceğim bu hikayeleri..
Çok güzel bir hikaye bayıldım!
Geçen kış teyzemle Kilikya turu yapmıştık, Antakya mozaik müzesini gezmiştik, sanırım bununla ilgili mozaikler de vardı yanılıyor olabilir miyim acaba?
wooowwww diyorum.. devam edelim bu tür hikayeler şeker.. çok sevdim ben.
Noni, bu hikayeyi bende çok seviyorum.. Mimari hocamız Bilal Söğüt, bu mithosu bize anlattığında sınıfta derin bir sessizlik olmuştu; çok beğenmiştik..
Ayrıca yanılmıyorsun, Antakya’da bu konunun işlendiği, M.S. 2-3. yy’a tarihlenen bir mozaik var.
Eyseancım devam edeceğim inşallah
Sevmene çok sevindim..
Arkeoloji konusunda bir bloga rastlamak harika. Sıkı takipçin olacağım
Çok teşekkür ederim Aslı, hoş geldin
bu hikayeyi kizkardesime gönderiyorum, cunku yegenimin adi Defne, cok tesekkur!
Ben teşekkür ederim HUP.
Alp ve Ege’nin annesi mi demeliydim bilemedim bak şimdi
çok güzel bi hikaye ben zaten bu hikayeyi pandomim dalında sergilemiştim ve türkiye 2.cisi olmuştum biliorum yani çok ama çok büyülü bi hiikaye
bu hikayeyi ben biliorum çok ama çok güsel bi hikaye bizat yaşamışım diede biliriz ben bunu pandomim dalında yani sessiz konuşmama santında sergilemiştim bi arkadaşımla beraber ve türkiye 2.si olmuştuk o yüzde çok mutluyum
Buse, hoş geldin.. Ne kadar güzel.. Keşke ben de izleyebilseydim seni!!
Tebrik ediyorum sizi..
Çok sevindim yorum bırakmana da..
Çok çok sevgiler sana..
Ay muhteşemmiş dostum ya, bu tadda yaşamak lazım hayatı, şükürler olsun ki yaşayabiliyoruz