İnsanların yaşaması için hava ve sudan başka yiyecek de çok önemli bir gereksinimdir. Yiyeceğe ulaşmak hayli zordu Antik Çağ’da. İlk evrelerde bitkisel besinini bulup toplayan, hayvansal besinini izleyip avlayan insan, giderek bazı buluşlarıyla beslenme uğraşları bakımından diğer canlılardan ayrılır. Ateşi bulan insanoğlu önce bununla ısınmış, sonra aydınlanma gereksinimini karşılamış ve yine ateşle yiyeceğini pişirmiş. Gittikçe besin yaratma konusunda deneyime sahip olan insanoğlu, besini sadece karnını doyurmak için değil, aynı zamanda farklı tatlar denemek için de pişirmiştir. Bir yandan ticaret yoluyla değişik besin maddeleri elde edilirken, bir yandan da yeni malzeme birleşimleri ve yeni pişirme yöntemleri denenmiştir. Hazırlanan yemeklerin kimyasında coğrafi etkenler özel bir rol oynamış, yöresel “mutfak”lar ortaya çıkmıştır.
Bir arada yaşayan çoğu canlı gibi insanoğlu da besinini paylaşmıştır, yalnız bunu kuru kuruya değil, sohbet ve eğlence eşliğinde yapmıştır. Böylece ortaya çıkan sofra adetleri de zaman, yer ve başka koşullara bağlı olarak, tüketilen yiyecek ve içecekler kadar farklılaşmıştır.
Yunan ve Roma toplumlarına özgü mutfak kültürünü antik kaynaklardan öğrenebiliriz. Antik yazarlar besin çeşitlerini, bunların üretim ve ticaretini; hazırlanan yemekleri ve sunuş biçimini; neyin, ne zaman, nerede, nasıl tüketildiğini bildirirler. Homeros ve komedya yazarlarının verdiği bilgiler önemlidir. Klasik ve Hellenistik Dönem mutfak ve sofra kültürüne dair vazgeçilmez iki kaynak, lulius Polluks’un Onomastikon ve Athenaios’un Deipnosophistai adlı eserleridir. Polluks 2. yy. içlerinde, Athenaios aynı yüzyılın sonlarında eserlerini kaleme almışlar. Bu kaynakların arasında Mithaikos, Arkhestratos, Semonaktides gibi aşçı yazarların, Philistron, Diokles ve Mnesitheos gibi hekim yazarların kitapları da vardır. Polluks ve Athenaios, yemek ile ilgili tüm konuları, kap, mobilya, müzik, dans ve benzeri yan öğeleri bir araya getirir. Ksenophon ve Platon’un Symposion adlı eserleri ise, belki Yunan sofra kültürünün doruğunu oluşturan şarap şöleni (symposion) ile ilgili somut ayrıntıları yansıtmaz, fakat onun atmosferini yaşatır.

Roma beslenme alışkanlıkları hakkında da birçok yazılı kaynak bulunmaktadır. Cumhuriyet Dönemi için Cato ve Varro, İmparatorluk Dönemi için Columella kırsal çevredeki uygulamaları aydınlatır. İmparatorluk Dönemi soylularının tükettiği yemeklerin tarifleri ünlü gurme Apicius’un De re coquinaria (Mutfağa dair) adlı yemek kitabında günümüze gelmiştir. Yaşlı Plinius’tan besin maddelerine, Vitruvius’tan yemek odası ve mutfak mimarisine, Horatius, Petronius, Martialis, luvenalis, Genç Plinius ve Macrobius’tan kent mutfağına ve sofra kültürüne ilişkin bilgiler ediniriz.
Antik yazarlar kadar açıklayıcı olmamakla birlikte, yazıtlar da beslenme konusuyla bağlantılı bazı bilgiler aktarır. Gerek Yunan, gerekse Roma toplumunun tükettiği besinleri ve onların fiyatlarını kapsayan listeler bu çerçevede ilk sırayı alır. Ayrıca yazıtlar besin maddelerinin halka ulaşmasında devletin tedarik ve denetim işlevlerine, özellikle Roma İmparatorluk Dönemi’nde devletin yanı sıra, varlıklı kişilerin halk yararına gerçekleştirdikleri şölen ve yiyecek dağıtımı etkinliklerine ışık tutar. Beslenme konusunda antik yazarlar ve yazıtların verdiği bilgiler, arkeolojik veriler ile desteklenmekte ve tamamlanmaktadır. En somut ve dolaysız arkeolojik bulgular, besin maddelerinin günümüze ulaşmış kalıntılarıdır. Çeşitli Yunan ve Roma yerleşmelerinde saptanan bu tür buluntular arasında özellikle Campania bölgesi örnekleri önemlidir. Çünkü Vezüv yanardağının İ.S. 79 yılında patlaması sonucunda Pompeii ve Herculaneum gibi çevre yerleşmeleri kaplayan küller, pek çok nesne ile birlikte türlü besin maddelerinin kusursuz denebilecek bir şekilde koruna gelmesini sağlamıştır.

Öte yandan Antik döneme ait mimari buluntular içerisinde yemek odası, mutfak, fırın, yağhane, şaraphane, lokanta birimleri ile bunlara bağlı araç ve kaplar da konu açısından birinci derecede önem teşkil eder. Başta pişmiş toprak, maden ve cam olmak üzere farklı malzemelerden yapılmış sofra ve mutfak kapları, bir yandan beslenme ile ilgili eşya repertuarını tanıtırken, öbür yandan içerdikleri yiyecek ve içeceklere ilişkin dolaylı ipuçları verir. Beslenme konusuna ışık tutan bir diğer kaynak grubunu, sanat ürünleri oluşturur. Yunan vazo resimleri, besin maddelerinin satışı, yiyeceklerin hazırlanması ve şölenler hakkında bilgimizi artırır. Çoğu Arkaik Dönem’e tarihlenen pişmiş toprak figürinlerde yiyeceklerin hazırlanmasına ilişkin ayrıntılar bulmak mümkündür. Duvar resimleri ve mozaiklerde betimlenen natürmortlar ve günlük yaşamdan sahneler, Hellenistik Dönem’den başlayarak Roma imparatorluk Dönemi sonlarına dek benzer temaları ve özellikle besin maddelerinin çeşitliliğini sergiler. Mezar kabartmaları ise, ölü yemeği sahneleriyle şölen bağlamında, ölüyü iş başında gösteren sahnelerle besin maddelerinin üretimi ve satışı bağlamında aydınlatıcıdır. Bütün bu kaynakların yardımıyla, Yunan ve Roma toplumlarında beslenme alışkanlıkları, bazı eksikliklere rağmen, ayrıntılı bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
! Eski Yunan ve Roma toplumunda beslenmeye daha sonra değineceğim..
Antik Çağ’da Mutfak Kültürü 2 için tıklayınız.
Antik Çağ’da Mutfak Kültürü 3 için tıklayınız.
Kaynakça
DELEMEN, İnci, Antik Dönemde Beslenme, Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları, İstanbul, 2000.
GRAINGER, Sally-DALBY Andrew, Antik Çağ Yemekleri ve Yemek Kültürü, çev. Betül AVUNÇ, Homer Yayıncılık, İstanbul, 2001.
HOMEROS, İlyada, çev. A. ERHAT-A. KADİR, Can yayınları, İstanbul,2002.
HOMEROS, Odysseia, çev. A. ERHAT-A. KADİR, Can yayınları, İstanbul, 2002.
“Pizza: Bir zamanların fakir yemeği”, http://www.turkpoint.com/yemek/pizza_tarihi.asp, 17 Nisan 2006.
PLATON, Symposion (Şölen), çev. Cenap KARAKAYA, Sosyal yayınlar, İstanbul, 2000.
10 Responses to “Antik Çağ’da Mutfak Kültürü 1”


biluncum, verdiğin bilgiler için teşekkürler canım.:) Yemek ve sofra kültürü zamana ve mekana göre farklılıklar gösterse de, sanırım en önemli özelliği insanları birleştirmesidir.
Sevgiler.
Çok teşekkür ederim fikriminincegülücüm

Sofraların en önemli özelliği demişsin, insanları birleştirmesi için.. Çok haklısın İncegülcüm..
Çok teşekkürler tekrar ve kocaman sevgiler..
canım çok şık bi site hazırlamışsın, yazdığın yazılar için sağol aydınlattın bizi
kardeşiyim olur okdr
)
emeğinin karşılığını çok çok çok alıcaksın inş.
hayırlı olsun cnm kocaman öptüm
(bu nasıl laubali bi yazıdır böyle
Canım benim hoş geldin

Çok teşekkür ederim.. Amin canım ya inşallah alırım dimi
Tekrar çok sağol, ben de kocaman öptüm canım kardeşim
Bizim ev yemek tarihi kitabi dolu! Kocam dogumgunumde, yildonumunde mutlak alir bir tane bana.
) Bende cok enteresan tarifler var, mesela bastan sona bir Roma veya Orta Cag yemek ziyafeti pisirebilirim. Bazen yapiyoruz oyle toplantilar. Olaganustu birsey, binlerce yil onceyle kolkola vermek, ayni seyleri tatmak!
http://www.elifsavas.com/blog
Ne kadar güzel Elif..
Çok haklısın onların damak zevkine eşlik etmek çok hoş..
Farklı tatları var eskilerin..
Çok güzel demişsin; binlerce yıl önceyle kolkola vermek, aynı şeyleri tatmak olağanüstü diye..
Fikriminincegülü’m yazı ustası olduğu kadar yorum ustası da ilan ettim kendisini.
Vay pizzanın birzamanlar fakir yemeği olması çok ilginç geldi.:)
ve bu yazacağımı senin bildiğini biliyorum.ama okulların niye bunları farklı öğrettiğini bir türlü anlayamıyorum.
yok anlamamak değilde,kabul etmek zor geliyor sanırım.
Adem (A.S) cennetten çıkarılıdığında,… sonunda affedilerek Havva validemizle birlikte dünyada yaşamaya başladıklarında bir melek(yanılmıyorsam CEbrail)
gelip onlara ekmeyi,biçmeyi ve yemek yapmayı ve tabi ATEŞ YAKMAYI öğretti.Ve bütün dilleri de diye hatırlıyorum.
yani tabiki hep keşifler oldu,insanlık ilerledi ve gelişti ama, karanlık ve maymundan üreyen bir mağara çağı yaşamadılar.
Evet bildiğini biliyorum,ama bende kayıtlara geçsin diye yazıyorum.Umarım kızmıyorsundur.:)
Yağmur Damlacım bilimle inancı karşılaştırmak ters geliyor bana.. Ben hep ikisini farklı tuttum yoksa bu kadar başarılı olamazdım ya da inançlı.. Demek istediğim ikisini kıyaslamamak en doğrusu..
Umarım sen de buna kızmıyorsundur..
Sevgiler..
thans for the tip
beautiiful blog merciiiiii