Gözde ADIGÜZEL’ in kaleminden..

Lahit

Antalya Müzesi 28 Mart 1919 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye gelen işgal güçlerinin yağmasından kurtarılan eserlerin korunması amacıyla kuruldu. İlk olarak Kaleiçi’nde bulunan Aleaddin Camii’nde daha sonra da Yivli Minare’de yer alan müze 1972 yılında Konyaaltı’nda yer alan bugünkü binasına taşındı. Antalya Müzesi bugün 30.000 metrekareye yayılan bir alanda 14 sergi salonu, heykel ve bazı eserlerin sergilendiği açık hava galerileri ve bahçeden oluşmaktadır.

Müzeden

İnsanlık tarihine kesintisiz tanıklık etmiş Anadolu topraklarının en zengin geçmişe sahip köşelerinden biri olan Antalya Bölgesi’nin sınırları içinde yer alan üç antik kültür bölgesinden Likya, Pamphilya ve Pisidia’nın önemli bir bölümü Antalya Müzesi’nin sorumluluk alanını oluşturur.Ayrıca müze; 1988 yılında ‘ Avrupa Konseyi Yılın Müzesi ’ ödülünü almış olması ve Türkiye’deki çağdaş müzecilik anlayışını yansıtan müzeler arasında yer alması bakımından önemli bir müzedir. Salonlarında, bereketli Antalya topraklarının ilk insanla başlayan ve günümüze kadar adeta kesintisiz olarak süren binlerce yıllık geçmişini yansıtan, kronolojik ve yer yer didaktik olarak sergilenen eserler görülür.

Salonlar: Tabiat Tarihi Ve Prehistorya Salonu, Seramik Eserler Salonu, Bölge Kazıları Salonu, İmparatorlar Salonu, Tanrılar Salonu, Mozaik Salonu, Mermer Portreler Salonu, Perge Tiyatrosu Salonu, Lahitler Salonu, Ölü Kültü Salonu, Sikke Küçük Eserler Ve İkonalar Salonu, Etnografya Salonları’dır. Ayrıca Sinevizyon ve Çocuk Salonu’na sahiptir. Müze, son yıllarda yapılan iç mimari düzenlemeleriyle modern bir görünüm kazanmıştır.Son derece güvenli ve belli bir sisteme göre düzenlenmiş müze deposu ile de Türkiye’de önemli müzeler arasında yer alır.

Müzenin en önemli sorunları; maddi yetersizlik, müzeye sürekli yeni binaların eklenmesi ve eser çokluğundan dolayı bazı eserlerin bahçede kendi haline bırakılmasıdır. Ayrıca çağdaş müzelerden biri olan Antalya Müzesi’nde müze eğitimciliğine dair fazla bir şey yapıldığını söylemek de zordur. Her ayın ilk Pazartesi günü halk günü olması dolayısıyla yerli ziyaretçiler için müzeye giriş ücretsizdir. Sergileme Salonlarına girişte bir çocuk salonu olmasına rağmen hiçbir okulla bir bağlantı kurulamamıştır. Sadece göstermelik olarak müzecilik haftasında çevre ilkokullara gidilerek slayt gösterisi yapılmaktadır.

Sonuç olarak müze eğitimciliği konusunda eksikleri olsa da Antalya Müzesi, genel olarak Dünya’nın ve Türkiye’nin önemli müzeleri arasında sayılabilmektedir.

90 Responses to “Antalya Müzesi”

  1. cilgincaligula says:

    Genç Arkeolog adaylarının müzelere ilgi göstermesi çok güzel! Bizler birşey yapamadık ama yapanları görmek güzel! Tebrikler Gözde!

  2. Gözde says:

    Değerli düşünceleriniz için cok tesekkur ederım.. Elimizden geldiğince biişeyler yapmak güzel.. umarım herkes bu konuda duyarlı olur çünkü müzelerimizin desteğe ve yeniliklere ihtiyacı var.. müzelerimiz çook önemli değerlerimiz…

  3. Gözde says:

    cem sen oldugunu bılmıodum :) cok saoll:) selamlar şefff :)

  4. cilgincaligula says:

    rica ederim Gözde! Bunları gördükçe çok mutlu oluyorum! Ama dil şart unutma :)

  5. Bilun Şen says:

    Ooo bensiz ekip kurulmuş :P

  6. Gözde says:

    şeffff 1 sene oldu dili halettim:) artık onumuzdeki maçlara bakıcaz:)
    ayrıca bızlerden bırılerının burada yazılarını gormekte gurur verıcı. bende seni tebrık edıyorum laodikeialı yiğit cem :) çılgın ormancı

    ayrıcaaa kusum bılunum sensız ekıp mı olur :)

  7. Gözde says:

    haykırıyorummmmm MÜZELERE DESTEKKKKKKKKKKKK!!! Duysunlar artık bu genc arkeologların sesiniiii!!!

  8. merve says:

    cok saolunnn

Siz de yorum yazın