Arkeolog M. Mustafa ERDEM‘in kaleminden..
Cistophorlar, Rodos sisteminde, tamamı gümüşten tetradrahmi, didrahmi ve drahmi olmak üzere üç farklı ağırlıkta basılmışlardır. Ortalama ağırlığı 12.50 gr. civarında olan tetradrahmilerin ön yüzlerinde sarmaşık yaprak ve çiçeklerinden yapılmış bir çelenk içinde bulunan kapağı aralanmış Cista Mystica (Sır Sepeti) ’dan kıvrılarak bir yılan çıkmakta, arka yüzlerinde ise süslü bir ok torbasının (Sadak) iki yanında başları dik veya karşılıklı, kuyrukları ise birbirine dolanmış olan iki yılan yer almaktadır. Sol boşlukta basıldığı kentin kısaltılmış olarak ilk üç veya dört harfi yahut monogramı, sağ boşlukta değişen çeşitli semboller yer almakta, bazen iki yılanın kıvrımları arasında çeşitli monogramlar ve harfler ile ilave semboller bulunmaktadır.
Dionysos kültünde önemli bir yeri olan cista mysticaya atfen bu sikkelere “Sepet Taşıyıcı” (cisth ferein) yani “Cistophor” adı verilmiştir. Tetradrahmilerin yarı ağırlığında olan didrahmiler ve dörtte bir ağırlığında olan drahmilerin ön yüzlerinde meşe yapraklarından yapılmış bir çelenk içinde aslan postu üzerinde Herakles sopası, arka yüzlerinde asma yaprağı üzerinde bir üzüm salkımı bulunmaktadır. Gene sol boşlukta şehre ait monogram veya kısaltılmış ilk harfleri ile muhtemelen darp işi ile meşgul olan görevlilere ait değişen diğer sembol veya harfler yer almaktadır.
MÖ 168 yılında Galatlar Pergamon topraklarını yağmalayınca, II. Attalos Roma’ya yardım istemeye gitmişti. Ama Romalılar II. Eumenes’i desteklemeye pek niyetli değillerdi ve gönderdikleri senatörler sadece Galatların saldırılarını arttırmalarına ve esirlerini öldürmelerine yol açtı. II. Eumenes’e karşı Romalıların olumsuz yaklaşımı II. Attalos’un Pessinus’daki Kybele rahibi Attis’e yazdığı bir mektupta şöyle kayıtlara geçmiştir: “…Öyle ki, biz başarılı olsak bile, yine de onların ağabeyime karşı gösterdikleri düşmanlık, ön yargı ve kuşkularına hedef oluruz…”. Gücünü kısıtlamak için yapılan suçlamalar ve benzeri işlere karşı kendisini savunmak üzere MÖ 167 yılında bu kez II. Eumenes Roma’ya gitti. Fakat Senato onu kabul etmeyerek ve bir kanun çıkararak hiçbir kralın Roma’ya giremeyeceğini söyledi. Bu Galatları daha da azdırınca mecburen ve çabuk Pergamon’a döndü ve Roma’nın yardımı olmadan Galatları yendi.
Böylece II. Eumenes Anadolu’nun yeni kahramanı olur. Polybius’a göre Romalılar II. Eumenes’in zaferini engellemek için Galatları bağımsız ilan ederler ve Sardes’e bir komisyon göndererek kral hakkındaki şikayetleri öğrenmek isterler. Ancak bu davranışlar halkın kralın etrafında toplanmasına neden olur. Polybius’a göre Romalılar II. Eumenes’e ne kadar kötü davranıyorsa, halkın dostluğu da o derece artmaktadır. İtalya’daki olaylar üzerine İonialılar II. Eumenes’i halkın ortak yardımcısı ve barbarlara karşı savunucusu, Batı Anadolu kentlerinde oturanların sonuna kadar barış içinde ve en bayındır bir durumda olabilmesi amacıyla bütün çabayı ve ileriye dönük düşünceyi gösteren biri olarak övmüşlerdir. İonialılar ayrıca krala altın bir çelenk vererek ve kralın istediği herhangi bir kentte heykelini dikeceklerini söyleyerek, barbarlardan kurtuluşları anısına oyunlar düzenleyeceklerini açıklarlar. II. Eumenes heykelin masraflarını kendi ödemek isteyerek, Miletos’u heykelin dikileceği yer olarak seçer. Sardes ve Tralles teşekkür ederek onuruna Panathenaea ve Eumenenia bayramını düzenler. Cos, II. Eumenes’i tanrılaştırır ve onuruna rahipler oluşturur. Bütün bu onurlar Polybius’un devrinden, Batı Anadolu kentlerinin en çok faydalı adam olarak bahsettiği II. Eumenes için, kentlerin kendilerini ne kadar borçlu hissettiklerini gösterir.
Bu olayları göz önünde bulundurulduğunda, Pergamon krallık hanedanının soylarını dayandırdığı iki tanrı olan Dionysos ve Herakles’i sembolize eden bu sikke tipinin ortaya çıkışı normaldir.
MÖ II. ve I. yüzyıllarda yukarıda adını saymış olduğumuz bu 15 Anadolu kenti, ister ekonomik isterse siyasal baskılar sonucu bir araya gelmiş, aynı tip ve ağırlıkta, aynı madenden para basarak bir sikke birliği meydana getirmişlerdir.
Bu sikkelerin belli bir bölgede ve diğer yabancı sikkelerin çok az bulunduğu gömüler halinde bulunmaları bunların içe dönük tedavül paraları olduğunu göstermektedir. Cistophor tetradrahmileri ortalama 12.50 gr.lık ağırlıkları ile Attik ve Rodos sistemindeki sikkelerle değiştirilebilecek ideal uygunlukta yani bu günkü deyimle “Konvertabel” bir para birimi idiler. Carradice ve Price’nin bahsetmiş olduğu, cistophorlar üzerinde görülen konturmarkların Attik ağırlıkta olan sikkelerde de görülmesi ve her iki sikke tipinin de aynı zamanda piyasada dolaşması, cistophorların diğer sikkelere karşı olan değerini ifade etmektedir. Çünkü cistophor tetradrahmileri Attik ağırlıkta basılmış olan sikkelere nazaran % 25 daha hafifti ve onlarla aynı değere sahipti. Bu yüzden de halk birikim yapmak istediği zaman cistophor tetradrahmilerini tercih ediyordu.
Cistophorların değerinin yüksek tutulması sonucunda, cistophorların etki alanına giren bölgedeki tüccarların diğer büyük pazarlarda alışveriş etmesine gerek yoktu. Böylece cistophorlar belli bir bölgede sınırlı olarak tedavülde kalmış olabilirler.
II. Eumenes cistophor kullanarak bir sikke birliği yaratmayı amaçlamış ve Anadolu’daki politik hakimiyetini böylece desteklemiştir. Bu adımda muhtemelen Galatların yenilip, Anadolu kentlerinde MÖ 166 yılında Pergamon hanedan kültünün doğmasıyla atılmış, dolayısıyla bu düşünceden hareketle ilk cistophorlar bu tarihten itibaren basılmaya başlanmış olmalıdır.
Cistophorların genel tipine bakıldığında, tetradrahmilerde ön yüzdeki sarmaşık yaprak ve çiçeklerinden yapılmış çelenk içinde cista mysticanın aralanmış kapağından kıvrılarak bir yılan çıkmakta ve arka yüzde de yılanlar arasında ok torbası ve yay bulunmaktadır. Didrahmi ve drahmilerin ön yüzlerinde sopa üzerindeki aslan postu ile arka yüzlerinde asma yaprağı üzerinde üzüm salkımı görülmektedir ki bunlar Dionysos ve Pergamon’un efsanevi kurucusu Telephos’un babası Herakles’e ait sembollerdir.
Bu iki tanrının özellikle Pergamon şehri ve kralları nezninde çok büyük önemi olmasından dolayı cistophorların Pergamon’da dizayn edildiği, dolayısıyla merkezin veya çıkış yerinin de burası olması gerektiği mantıklı bir düşüncedir.
Ele geçen defineler arasında en fazla cistophor Pergamon, Ephesos ve Tralles’e aittir. Aynı zamanda bunlar en erken cistophor darphaneleridir. Pergamon muhtemelen ilk çıkış yeri olduğu ve belki daha önce de bahsedilen uzak kentler adına da sikke bastığı için, birden çok kalıp sanatkarı ve işçi çalıştırıp diğer kentlerden daha fazla sikke bastırmış olabilir.
Sistemi ve tipleri aynı olan bu sikkeleri basan şehirler, arka yüzde şehrin monogramı veya ilk harflerini yazmak suretiyle kendilerini belli etmişlerdir. Ephesos, Tralles, Apameia gibi büyük ve zengin şehirlere ait sikkelerin daha çok olması, şehirlerin ekonomik gücü ile doğru orantılı olduğu gibi, şehir adının sikke üzerinde belirtilmesi aynı zamanda o şehrin ekonomik göstergesinin (propagandası) işaretidir. Şehir adlarının yanı sıra, şehri temsil eden dini veya diğer semboller ve daha sonra bu sikkeleri kontrol eden görevlilere ait monogramlar vardır. Özelikle Ephesos ve Tralles darphaneleri Pergamon’dan farklı olarak, sikke basmakla görevli memurlar tarafından kontrol amacıyla kullanılan sembollerin şehrin dini ve sosyal amaçlı işaretleri arasından seçilmiş olmasıyla dikkat çeker.
Şehirlere ait semboller ve görevlilere ait monogramlar yanında, başka semboller ve bazılarında tarih veya saltanat yılı olması muhtemel harfler görülür ve bunların yeri görevli memurlar tarafından istenildiğinde değiştirilebilirdi. Bilindiği gibi MÖ 133 yılında ölen son Pergamon kralı III. Attalos (MÖ 138 – 133) bir vasiyetname ile krallığı Roma’ya bırakmış ve bunun Roma tarafından kabulü üzerine Pergamon Krallığı Roma’nın “Asia Eyaleti” haline gelmiştir. Ephesos cistophorlarının MÖ 134 – 133 tarihi ile başlayan ve Asia Eyaleti Erası’na göre yazılan A (1. yıl), B (2. yıl), G (3. yıl) ve D (4. yıl) gibi harflerle (Alfabetik Sistem) tarihlendirildiği, görevli memurlar tarafından cistophorlarda kullanılan ve şehrin dini ve sosyal simgeleri olan çeşitli sembollerin azaldığı, hatta Ephesos’ta devamlı olarak meşale, Pergamon’da ise yılan sarılı asa sembolü kullanıldığı görülür.
Cistophorların Roma İmparatorluk Dönemi’nde Caracalla (MS. 211 – 217) zamanına kadar basılmaya devam etmesi, cistophorlar ile başlatılan bu monopol ekonominin ne denli sağlam ve yabancı sikkeler karşısında ne kadar yaptırım gücüne sahip olduğunu bize kanıtlamaktadır.
Kaynakça
Atlan, Sabahat, Grek Sikkeleri (Arkaik – Klasik – Hellenistik), İstanbul, 1993.
Beset, Yıldız, “Ahmetbeyli Köyü Definesinde Bulunmuş Kistophorlar”, Arkeoloji ve Sanat, I / 6 – 7, İstanbul, 1979, 21 – 24.
Bosch, C. E., İstanbul Arkeoloji Müzeleri Eski Sikkeler Rehberi, I. Bölüm: Yunan, Romen, Bizantin ve Avrupa Sikkeleri, İstanbul, 1951.
Carradice, Ian – Price, Martin, Helen Dünyasında Sikke, İstanbul, 2001.
Göktürk, M. Tevfik, “Bir Grup Erken Kistophorik Sikke”, AMM 1991 Yıllığı, Ankara, 1992, 101 – 119.
Head, B. V., “On the Chronological Sequence of the Coins of Ephesus”, NC 1880, London, 1880, 85 – 173.
İmhoof, F. – Blumer, Die Münzen der Dynastie von Pergamon, AbhBerlin 1884, Berlin, 1884.
Karwiese, Stefan, Antik Nümizmatiğe Giriş, İstanbul, 1995.
Kleiner, Fred S. – Noe, Sydney P., The Early Cistophoric Coinage, ANS Numismatic Studies 14, New York, 1977.
Magie, David, Anadolu’da Romalılar I – Attalos’un Vasiyeti, İstanbul, 2001.
Malay, Hasan, Hellenistik Devirde Pergamon ve Aristonikos Ayaklanması, İzmir, 1992.
Mørkholm, Otto, Erken Helenistik Çağ Sikkeleri – Büyük İskender’in Tahta Çıkışından Apameia Barışı’na Kadar (İ.Ö. 366 – 188), İstanbul, 2000.
Noe, Sydney P., “Beginnigs of the Cistophoric Coinage”, MNANS IV, New York, 1950, 29 – 41.
Fotoğraflar: M. Mustafa ERDEM
194 Responses to “Anadolu’nun Euroları Cistophorlar”

araştırmacı arkadaşım benim:)
yine neler bulupta bizi aydınlatmışsın eline yüreğine sağlık:)
Arkadaşım sağolsun, Zarifeciğim benim
güzel mustafanın tez çalışması gerçekten başarılı idi sende cok ii özetlemişsin eline sağlık bilun
ççççççççççççoooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkk ggggggüüüüüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeellll OLMUŞ!!!
Saol ya güzel olmuş beni aydınlattın teşekkür ederim …:D