Stonehenge’in radyo karbon yöntemiyle yapılan tarihleme işlemi sonucu, buranın inşaatına başlangıç tarihinin önceden sanılanın 300 yıl sonrası olduğu anlaşıldı. Bilim adamları, daha önce, bu tarihi yapının ilk dairesinin taşlarının M.Ö. 2600-2400 yılları arasında dikilmeye başladığını düşünüyorlardı.
Stonehenge’deki kazıları yürüten İngiliz arkeologlar Tim Darvill ve Geoff Wainwright buranın aynı zamanda bir şifa merkezi olarak kullanıldığını düşündürecek önemli kanıtlar buldu. Stonehenge’in bir “Neolitik Şifa Merkezi” olduğunu ve hastalar ile yaralıların mavi taşların gücüyle iyileşmek amacıyla çok uzaklardan geldiğini düşünen Darvill ve Wainwright, Stonehenge yakınlarındaki mezarlarda, fiziki yara ve hastalıkları bulunan ceset kalıntıları teşhis ettiklerini belirttiler.
Arkeologları yüzyıllardır hayrete düşüren, atalara tapınmak için bir tapınak veya gündönümüne işaret eden bir takvim olarak inşa edildiği düşünülen bu tarihi yapıda yürütülen mineral analizleri de, orijinal dairenin “mavi taşlarının” 240 kilometre ötedeki Güney Galler’in Preseli bölgesinden getirildiğini ortaya çıkardı.
İngiliz bilim adamları, tarihi yapıya 5-6 kilometre uzaklıkta ortaya çıkarılan ve “Amesbury Okçusu’nun Mezarı” adı verilen yapıda ortaya çıkarılan bulguların ilginçliğine işaret ederek, mezardaki ölü ve buraya bırakılan eşya üzerinde yapılan incelemeler sonucu, bu kişinin Avrupa Alpleri’nden gelen, varlıklı ve güçlü, aynı zamanda metal işlemeyi bilen biri olduğunun anlaşıldığını belirttiler.
Bu ölü üzerinde yapılan analizlerde, Amesbury Okçusu’nun her iki dizinden de sakat olduğu ve önemli bir diş sorunu olduğunun anlaşılması, Darvill ve Wainwright’ı, Okçu’nun Stonehenge’e uzaklardan iyileşmek için geldiğine inandırdı.
Kaynak: ntvmsnbc.com
Stonehenge ile ilgili diğer haber, http://parkeoloji.com/?p=28
One Response to “4300 Yaşındaymış”


Saçma
daha öncede bir çok açıklama yapılmıştı herbiri diğerini gölgede bıraktı bununda yeterli olduğunu sanmıyorum.Alplerden gelen adam tedavi amaçlı olarak yol sürüyor bir nevi hastane görevi gören taşların uğruna yok daha neler.Sanırım insanların hayal gücü eldeki kıt kanıtlar yüzünden tükendi bakalım daha neler duyup göreceğiz.